Ressam kardeşler Civan Aydın ve Sezayi Aydın ile sanata ve yaşama dair konuştuk. Civan Aydın, “Kişinin sanat yolculuğunda ilk adım kendini anlamak olmalı. Kendi ilgi alanlarını, tutkularını ve değerlerini keşfetmeye çalışmalılar” derken Sezayi Aydın “Üniversite eğitimi sanatçı olmanın tek yolu değil ama bu süreçte size büyük avantajlar sağlayabilir. Önemli olan, kendi sanat yolculuğunuzda hangi yöntemlerin size en iyi şekilde hizmet edeceğini araştırıp bulmanızdır” şeklinde konuşuyor.
SÖYLEŞİ: ALİ DEMİRTAŞ. • FOTOĞRAFLAR: ÇAĞRI ÇAPIK
Ali Demirtaş ressam kardeşlerle çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.
Yaptıkları resimlerle özel ve özgün bir yerde duran, hayatın içinden, gerçekçi, çarpıcı ve figüratif üsluplarıyla resimlerini öne çıkaran, beraber paylaştıkları atölyelerinde ise durmadan üretmeye devam eden, bundan da büyük bir haz duyan ressam kardeşler Civan Aydın ve Sezayi Aydın yeni sayımızın konukları arasında yer alarak sorularımıza içten yanıtlar verdi. Arnavutköy’de bulunan atölyelerinde bir araya geldiğimiz Aydın kardeşlerle resim sanatına, kendi yolculuklarına ve yaşama dair konuştuk. Türkiye’de sanatın sorunlarının neler olduğunu da konuştuğumuz sohbetimizde, sanat için üniversite eğitiminin şart olup olmadığı sorusuna yanıt aradık. Hepsi keyifli sohbetimizde…
Sanata ne zaman ve nasıl başladınız, esas dilinizi ne zaman buldunuz?
Civan Aydın: İstanbul Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü ile başlayan resim hayatım Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde devam etti. Bu süreçte bir dönem boyunca Münih Sanat Akademisinde eğitim aldım. Türkiye’ye döndükten sonra aynı üniversitede resim bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Sezayi ile ilk atölyemizde özgün resimlerimizin üretimine başladık, kişisel atölyemizde çok verimli geçen 4 yıldan sonra hem galeri hem atölye olan şu anki atölyemizi açma fikrine yöneldik. Böylece 2020 yılında Beşiktaş Arnavutköy’de yeni bir sanat atölyesi açarak resim ile hayatı iç içe sürdürme imkanı yaratmış olduk.
Sezayi Aydın: 2014 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü tamamladım. Bu süreç profesyonel anlamda sanatı tanıma ve hayatıma dahil etme, felsefi ve kavramsal anlamda kendi özgün tarzımızı oluşturma anlamında öncü oldu. Resim bölümünde okurken 2013’te ressam Kasım Koçak’ın atölyesinde ve üniversite eğitiminde edindiğimiz deneyimlerin sonucunda resimlerimizin ilk özgün dilini oluşturmaya başladık. Mezuniyetimizden sonra 2016’da Civan’la birlikte ilk kişisel atölyemizi açtık.
Civan Aydın (sağda) ve Sezayi Aydın günlerinin büyük bir kısmını atölyede geçiriyor.
SANAT BANA ÖZ HESAPLAŞMA ŞANSI VERİYOR
Sanat sizin için ne demek?
Civan Aydın: Benim için sanat, çok güçlü bir motivasyon ve hayatımın tamamen merkezinde.Aynı zamanda bir tutku. Sanatın beni etkileyen yanı, yaşamdan aldığım verileri, zihnimde dönüştürerek bir öz hesaplaşma şansı veriyor olması.
Sezayi Aydın: Sanat, benim için duyguları bilinçsizce kullanmamak adına akıl ve bilgiyle desteklenen bir üslup arayışıdır. Sanatçının sezgilerini, gördüklerini, entelektüel birikimini çağının gerektirdiği görsel ve anlatısal gücüyle, o dönemin insanlarıyla kurduğu bir iletişim aracı.
Sezayi Aydın çalışması
Civan Aydın çalışması
HAYATIN AKSAYAN YANLARI
Kendi sanatınızı hem içerik hem de teknik olarak nasıl tanımlarsınız?
Civan Aydın: Resimlerimde ilk göze çarpan figüratif gerçekçilik. Bazen sürrealist bazen soyut yaklaşımların ön planda olduğu bir disiplinle kompozisyonlarımı oluşturuyorum. Teknik olarak bir resmin geleneksel resim tekniği kurallarıyla yapılmasını önemsiyorum, bir eserin kalıcılığı ve zamana direnebilmesi çok önemli. İçerik olarak ise sanatın en büyük zenginliği beni içsel dünyama yönlendirmesi.
Beni etkileyen karakterlerin en masum, en sert, en acımasız, en sıkışmış ve en korktukları yanlarını keskin bir biçimde resimlerimde ele alıyorum.
Sezayi Aydın: Resim tarzım ağırlıklı olarak figüratif. Resimlerim biçimsel olarak gerçekçi, aynı zamanda içerik olarak da öyle. İdeal bir toplum hayatını yansıtmak yerine güncel yaşamın getirdiği, bilinçli veya bilinçsiz olarak hayatın aksayan yanlarını gerçekçi ve en yalın haliyle resmetmek ilgimi çekiyor.
SANATÇI BAMBAŞKA BİR İŞ YAPARAK KENDİNİ FİNANSE EDİYOR
Türkiye sanat ortamında sorunlu olarak gördüğünüz konular nedir?
Sezayi Aydın: Açıkçası bu alanın birçok muhatabı var; galeriler, fuarlar, sanat yatırımcıları, müzayedeler ve özellikle sanatçılar; bunların ortamlarını ayrı ayrı ele almak lazım. Fakat en temel sorunu bağımsız sanatçılarda görüyoruz. Buna son dönemde yaşadığımız derin enflasyon ve finansal süreç, eser fiyatlarındaki belirsizlik, sergi giderleri, artan malzeme fiyatları ve üretim mekanlarının ekonomik giderleri bağlamında bakabiliriz.
Teknolojik gelişmelerin, sosyal medyanın eser tanımında etkisi yok mu?
Sanatçılar eserlerini sergilemek ve tanıtmak için teknolojiyi ne kadar kullansalar da genellikle galerilere bağımlılar, bu tür platformlara ise erişim her zaman kolay değil. Bu mekanların belli kişilerin tekelinde ve keyfi olması sanatçıların ellerini oldukça zorlaştırıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez Hoca’mızın Türkiye ekonomisi için söylediği skimpflasyon ve shrinkflasyon dönemini sanat üretiminde de maalesef görmekteyim. Çünkü üretilen eserlerde genellikle daha pratik ucuz malzemeye yönelim, emekten feragat etmek, eser boyutlarının küçülmesi fazlasıyla gözümüze çarpmakta. Bu süreç eser niteliği değil de piyasa işi olmasını tetikliyor. Ya da sanatçı günlük hayatında bambaşka bir iş yaparak kendini finanse ediyor. Bu gibi çeşitli temel sorunlar eşliğinde üretim yapmak da yaşam standartlarının düşmesine neden oluyor, kişileri ekonomik ve psikolojik buhrana yöneltiyor. Bu sorunlarla başa çıkmak, genellikle sanatçıların yaratıcı düşünme becerilerini, stratejik planlama yeteneklerini ve dayanıklılıklarını zorlaştırıyor. Üretim alanının bu karamsar yapıya sürüklendiği koşullarda gerçek sanata ulaşmak ve sanatın kuşaklardan kuşaklara bir bayrak koşusu gibi aktarımını olumsuz anlamda etkiliyor.
KARDEŞ OLMAMIZIN YANI SIRA GÜÇLÜ BİR ARKADAŞLIĞIMIZ VAR
Kardeşinizle aynı atölyeyi paylaşmak nasıl bir duygu?
Civan Aydın: Eğer sanat yapıyorsanız sizi anlayan, birbirinize destek olduğunuz, sanatsal anlamda da anlaştığınız bir kardeşe, dosta, arkadaşa sahip olmak çok büyük bir şans. Yaklaşık olarak üniversite yıllarımızdan beri birlikte çalışıyoruz. Kendisi çok eğlenceli çok dışa dönük ve sosyal birisi. Her zaman atölyede motivasyonu yüksek ve yanındakine çalışma enerjisi veren bir kişiliğe sahip. Aynı atölyede o kadar iyi anlaşıyoruz ki birbirimizin resmine kişisel menfaatlerden uzak, objektif ve samimi eleştiriyi yapıyoruz. Sanatta bireyselliği güçlendirmek adına ekip ruhu çok önemli, onu da fark etmiş olduk. Biz de iki kişi olarak bu ekip ruhunu önemsiyoruz ve bunun avantajlarını kullanıyoruz.
Sezayi Aydın: Evet, genellikle her gün zamanımızın büyük bir kısmını atölyede geçiriyoruz. Atölyede her zaman zihnen ve fiilen çalışmaya geçebileceğim bir ortam olması yaratıcı olmamda fayda sağlıyor. Civan ile aynı atölyeyi paylaşmak benim için büyük bir şans çünkü kardeş olmamızın yanı sıra güçlü bir arkadaşlığımız var. Sanat ve güncel yaşam üzerine sohbetlerimiz çok ilham verici bu da bize yeni projeleri ve fikirleri tartışma konusunda olanak sağlıyor.
CİVAN AYDIN: GENÇ SANATÇILAR KENDİ DEĞERLERİNİ KEŞFETMEYE ÇALIŞMALI
Genç sanatçı ve ressamlara neler söylemek istersiniz, sizce kendilerinde hangi sorulara yanıt verdikten sonra bu yola baş koymalılar ve üsluplarını, tekniklerini, temalarını, içeriklerini belirlemeden önce ne yapmalılar?
Kişinin sanat yolculuğunda ilk adım, kendini anlamak olmalı. Kendi ilgi alanlarını, tutkularını ve değerlerini keşfetmeye çalışmalılar. Farklı teknikleri, malzemeleri ve üslupları denemeliler. Hangi tekniklerin ve temaların onlar için en uygun olduğunu anlamalarına yardımcı olabilir. Resim sanatı, pratiğe dayalı bir disiplindir. Düzenli olarak çalışmak, yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur. Buraya kadar bahsettiklerim üniversite eğitiminde alınması gereken konular. Mezun olduktan sonra eğer mümkünse eserlerini beğendikleri sanatçılardan tavsiye almak, iletişimde olmak çok faydalı olabilir. Kendi tarzlarını bulmak için de bu süreç çok önemli. Elbette sergilere katılmak, sanat etkinliklerine gitmek de sanatsal ağlarını genişletmelerinde etkili olur.
SEZAYİ AYDIN: ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ SANATÇI OLMANIN TEK YOLU DEĞİL
Ressam ve sanatçı olmak için eğitim veya üniversiteye gitmek şart mıdır? Yoksa yeteneği olan herkes bir şekilde bu yola dahil olabilir ve sanatçı ünvanını alabilir mi?
Sanatçı olmak için üniversite eğitimi şart değil ancak sanat eğitimi almak birçok açıdan faydalı. Üniversite, sanatsal teknikler, tarih, teori ve eleştiri hakkında derinlemesine bilgi sağlar. Ayrıca sanat okulları, genellikle profesyonel ağlar oluşturma fırsatları sunar. Birçok başarılı sanatçı, resmi eğitim almadan da büyük başarılar elde etmiştir. Sanat, kişisel yetenek, tutku ve özveri gerektirir. Kendi kendine öğrenme, pratik yapma ve deneyim kazanma yoluyla, özellikle bir sanatçının atölyesinde ve onun mentörlüğünde gelişebilirsiniz. Bazen de kişinin sosyokültürel çevresi, sanat bağlantılarının içinde büyümesi, bu bağlantıları çok daha erken yaşlarda deneyimlemesi, onu bu alanda daha avantajlı pozisyona yerleştirebilir. Sonuç olarak üniversite eğitimi sanatçı olmanın tek yolu değil ama bu süreçte size büyük avantajlar sağlayabilir. Önemli olan, kendi sanat yolculuğunuzda hangi yöntemlerin size en iyi şekilde hizmet edeceğini araştırıp bulmanızdır.